GündemFoto Galeri

Malatya’nın Yeniden İnşasında Kritik Uyarı: “Sadece Bina Yapmıyoruz, Şehir İnşa Ediyoruz”

Malatya’nın deprem sonrası yeniden yapılanma sürecini değerlendiren inşaat mühendisi ve müteahhit Fatih Şahin; yerinde dönüşüm, maliyetler, ruhsat süreçleri, nitelikli iş gücü, yapı denetimi ve sigorta başlıklarında sahadaki sorunları anlattı. Şahin’e göre asıl mesele yalnızca yıkılan binaların yerine yenilerini yapmak değil, daha güvenli, planlı ve yaşanabilir bir Malatya ortaya çıkarmak.

Yazı Boyutu
Malatya’nın Yeniden İnşasında Kritik Uyarı: “Sadece Bina Yapmıyoruz, Şehir İnşa Ediyoruz”

TanHaber olarak son dönemde Malatya'nın gündemini farklı alanlardan isimlerle konuşuyoruz. Daha önce AKA Yapı'dan Sabri Haskül ve Aziz Özel ile gerçekleştirdiğimiz söyleşilerimizde ağırlıklı olarak MTSO meclis üyeliği ve yaklaşan seçim sürecini ele almıştık.

Bu haftaki konuğumuz ise inşaat mühendisi ve müteahhit Fatih Şahin. Şahin ile bu söyleşimizde, doğrudan inşaat sektörünü ve Malatya'nın yeniden yapılanma sürecini konuştuk. Yerinde dönüşümden hak edişlere, artan maliyetlerden ruhsat ve proje süreçlerine, yapı kalitesinden denetimlere, sigortadan finansmana kadar müteahhitlerin sahada karşılaştığı sorunları ve Malatya'nın yeniden inşasında yaşanan sıkıntıları ele aldık.



Tanhaber: Öncelikle sizi biraz tanıyalım. İnşaat sektörüne nasıl girdiniz, kaç yıldır bu işin içindesiniz ve şu an Malatya'da hangi projelerde imzanız var?

Fatih Şahin: 2017 yılından beri müteahhitlik yapıyorum. İnşaat benim için yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda ciddi bir sorumluluk alanı. İnşaat mühendisliği eğitiminin ardından sahada edindiğim tecrübelerle birlikte müteahhitlik tarafında da aktif olarak çalışmalarımı sürdürdüm. Bugün Şahin Grup Yapı çatısı altında Malatya'da konut ve ticari alanlarda projeler geliştiriyoruz. Bizim için bir yapının sadece bugününü değil, yıllar sonrasını da düşünmek önemli. Çünkü yaptığımız binalarda yalnızca beton ve demir değil, insanların hayatına dokunan yaşam alanları inşa ediyoruz.


Tanhaber: Sahada işler en çok nerede tıkanıyor? Ruhsat, hak ediş, kurum görüşleri gibi süreçlerin birbirine bağlı olması müteahhitleri ne şekilde zorluyor?

Fatih Şahin: Sahadaki en büyük problem aslında tek bir başlık değil. Ruhsat, proje, hak ediş, kurum görüşleri, malzeme tedariki ve finansman birbirine bağlı süreçler. Zincirin herhangi bir halkasında yaşanan gecikme, doğrudan şantiyeye yansıyor. Özellikle deprem sonrası Malatya'da çok büyük bir yeniden yapılanma süreci yaşanıyor. Dolayısıyla bütün kurumların aynı hedefe odaklanması gerekiyor. Biz müteahhitler olarak işin bir an önce ilerlemesini isteriz; ancak bizim beklentimiz yalnızca hız değil. Hızlı, doğru ve öngörülebilir bir sistem istiyoruz. Çünkü şantiyede bir günün gecikmesinin bile maliyeti var. Fakat asıl önemli olan, vatandaşın beklediği evine ve iş yerine daha fazla gecikmeden kavuşabilmesidir.

Tanhaber: Yerinde dönüşümde düşük fiyat verip işi yarım bırakan müteahhitler olduğu biliniyor. Bu, hak sahiplerini nasıl bir riskle karşı karşıya bırakıyor ve vatandaş kendini bu riskten nasıl koruyabilir?

Fatih Şahin: Piyasada bu tür örneklerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak burada bütün müteahhitleri aynı kefeye koymak doğru değil. Yerinde dönüşüm çok ciddi bir ekonomik ve teknik planlama gerektiriyor. Bir işi yalnızca "en düşük fiyatı vererek" almak, uzun vadede hem müteahhidi hem hak sahibini zor durumda bırakabiliyor. Benim burada özellikle vatandaşlarımıza tavsiyem şu: Müteahhit seçerken sadece teklif edilen rakama değil; firmanın geçmişine, referanslarına, teknik ekibine, finansal gücüne ve tamamladığı işlere bakılması gerekiyor. Çünkü inşaatta ucuz olan her zaman ekonomik değildir. Önemli olan, işin başından sonuna kadar ayakta kalabilmesidir.


Tanhaber: Artan maliyetler, sektörde malzeme veya işçilikten taviz verilmesi yönünde bir baskı yaratıyor mu? Bu baskıya karşı sizin duruşunuz ne?

Fatih Şahin: İnşaat sektörünün en hassas noktalarından biri tam olarak burası. Maliyetlerin artması elbette ciddi bir problem. Fakat bizim açımızdan deprem sonrasında bu konu çok daha farklı bir anlam taşıyor. Çünkü artık yapı kalitesi konusunda taviz verilmesi düşünülemez. Ben bir inşaat mühendisi ve müteahhit olarak şunu çok net ifade edebilirim: Bir yapının maliyeti tartışılabilir; ancak güvenliği tartışılamaz. Malzemenin kalitesinden, mühendislik hizmetlerinden, uygulama disiplininden ve denetimden taviz vererek maliyet düşürmenin uzun vadede kimseye faydası yok. Bizim hedefimiz maliyeti düşürmek değil; doğru planlama ve doğru satın alma ile maliyeti kontrol altında tutarken kaliteyi korumaktır.

Tanhaber: Sabit fiyatla başlanan bir işte malzeme ve işçilik fiyatlarının öngörülemeyecek kadar artması, başlangıçtaki bütçe ile bugün gelinen nokta arasında nasıl bir fark yaratıyor? Bu farkı kim karşılıyor?

Fatih Şahin: Sahada açıklanan rakamlarla gerçek maliyetler arasında dönem dönem ciddi farklar oluşabiliyor. İnşaat sektöründe demirden betona, yalıtım malzemesinden işçiliğe kadar birçok kalemde fiyat değişimleri yaşanıyor. Bir projenin başında yaptığınız hesap ile aylar sonra ortaya çıkan gerçek maliyet aynı olmayabiliyor. Burada müteahhit açısından önemli olan, bu farkı vatandaşın üzerine kontrolsüz şekilde yüklememek; kendi finansal planlamasını doğru yapabilmektir. Bizim yaklaşımımız; işin başında gerçekçi bütçe oluşturmak, riskleri öngörmek ve projeyi finansal olarak ayakta tutmaktır. Çünkü müteahhitlik sadece bina yapmak değildir; aynı zamanda ciddi bir finans ve risk yönetimidir.


Tanhaber: Nitelikli usta, demirci, kalıpçı bulmakta sektör genelinde sıkıntı olduğu söyleniyor. Bu, şantiyelerin işleyişini ne yönde etkiliyor ve sizce kalıcı çözüm nedir?

Fatih Şahin: Evet, sektörün en önemli sorunlarından biri de nitelikli iş gücü. Bugün iyi bir ustanın değeri gerçekten çok yüksek. Çünkü kaliteli yapı yalnızca kaliteli malzemeyle ortaya çıkmıyor; o malzemeyi doğru uygulayacak insan kaynağına da ihtiyaç var. Deprem sonrasında çok büyük bir inşaat seferberliği başladı. Ancak aynı anda çok fazla şantiyenin faaliyete geçmesi, nitelikli iş gücü ihtiyacını da artırdı. Bence burada uzun vadeli çözüm mesleki eğitimin güçlendirilmesidir. Gençlerimizi sadece üniversiteye yönlendirmek yerine iyi bir meslek sahibi olmanın da çok değerli olduğunu anlatmamız gerekiyor. İyi yetişmiş bir kalıpçı, demirci veya kaynakçı da ekonominin çok kıymetli bir parçasıdır.


Tanhaber: Siz kendi projelerinizde yapı tamamlama ya da all-risk sigortası yaptırıyorsunuz, ama meslektaşlarınızın çoğu bunu yapmıyor. Oysa bir hasar durumunda hem müteahhit hem de o evi alan kişi büyük zarar görebiliyor. Meslektaşlarınıza bu konuda ne söylemek istersiniz?


Fatih Şahin: Ben sigortayı bir ekstra maliyet olarak değil, projenin güvenlik mekanizmalarından biri olarak görüyorum. İnşaat sektöründe çok büyük rakamlar konuşuluyor. Böyle bir sektörde riskleri tamamen göz ardı etmek doğru değil. Özellikle yapı tamamlama ve all-risk sigortalarının hem müteahhit hem hak sahibi açısından önemli bir güvence olduğuna inanıyorum. Ben meslektaşlarıma şunu söylemek isterim: "Bugün ödediğiniz sigorta primi size maliyet gibi görünebilir; ancak yarın karşılaşabileceğiniz büyük bir zararın yanında bunun gerçek değerini anlarsınız." Sektörün daha kurumsal hale gelmesi açısından da bu tür uygulamaların yaygınlaşmasını önemli görüyorum.

Tanhaber: Peki neden bu kadar çok müteahhit bu sigortayı gereksiz görüyor sizce? Sahada bunun önündeki en büyük engel ne?

Fatih Şahin: Bunun birkaç nedeni var. Öncelikle maliyet baskısı var. İkinci olarak, bazı risklerin gerçekleşme ihtimali düşük görüldüğü için sigorta ertelenebiliyor. Fakat burada bakış açısını değiştirmek gerekiyor. Sigorta yaptırmak "bir sorun çıkacak" demek değildir. Tam tersine, sorun çıkması ihtimaline karşı hazırlıklı olmak demektir. Sektörde kurumsallaşma arttıkça bu anlayışın da değişeceğini düşünüyorum.

Tanhaber: Sigortasız bir projede hasar durumu yaşanırsa, o zamana kadar ödediği parayı hak sahibi geri alabiliyor mu, yoksa bütün riski kendisi mi üstlenmiş oluyor?

Fatih Şahin: Burada her olayın kendi sözleşmesi ve hukuki şartları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Vatandaşın "paramı verdim, nasıl olsa bina yapılır" düşüncesiyle hareket etmemesi çok önemli. Sözleşmenin içeriği, teminatlar, ödeme planı, sigorta ve müteahhidin mali yeterliliği baştan değerlendirilmelidir. Ben vatandaşlara özellikle şunu tavsiye ediyorum: Ev alırken sadece dairenin metrekaresine ve fiyatına bakmayın; o yapının arkasındaki firmaya ve güvence sistemine de bakın.

Fatih şahin bina 1


Tanhaber: Kâğıt üzerindeki projeyle sahada yapılan arasında kopukluk yaşanabildiği biliniyor. Bu kopukluğun temel kaynağı sizce ne ve nasıl önlenebilir?

Fatih Şahin: İnşaatta proje ile uygulamanın birbirinden kopmaması gerektiğine inanıyorum. Bir yapının doğru yapılması, sadece ustanın sahadaki uygulamasıyla değil; proje, mühendislik, malzeme, uygulama ve denetimin bir bütün olarak doğru çalışmasıyla mümkün. Deprem bize bunun ne kadar önemli olduğunu çok ağır bir şekilde gösterdi. Benim anlayışım şu: Projede ne yazıyorsa sahada onun karşılığını görmek zorundayız. Eğer herhangi bir değişiklik gerekiyorsa bunun da teknik ve hukuki prosedürler içerisinde yapılması gerekiyor. "Sahada böyle yaptık, sonra bakarız" anlayışı artık geride kalmalı.


Tanhaber: Ankara'da alınan kararların ya da mevzuat değişikliklerinin Malatya'nın sahadaki gerçekleriyle her zaman örtüşmediği söyleniyor. Bu uyumsuzluk nereden kaynaklanıyor?

Fatih Şahin: Mevzuatın merkezden belirlenmesi doğal; ancak uygulamada sahadaki gerçeklerin de dikkate alınması gerekiyor. Ankara'da alınan bir karar Malatya'da uygulanırken, burada deprem sonrası ortaya çıkan özel şartlar, mevcut yapı stoku, ekonomik koşullar ve vatandaşın beklentileri de hesaba katılmalı. Ben merkezi yönetim ile yerel uygulama arasında daha güçlü bir iletişim olması gerektiğini düşünüyorum. Sahadan gelen bilgi karar mekanizmalarına ne kadar hızlı ulaşırsa, alınan kararların başarısı da o kadar artar.

Tanhaber: Ruhsat, imar ya da proje onayı süreçlerinde kurumlar arası gecikmeler şantiyeleri ne şekilde etkiliyor?

Fatih Şahin: Bürokratik süreçlerin uzaması, şantiyenin tamamını etkileyebiliyor. Çünkü şantiye durduğu zaman yalnızca müteahhit beklemiyor; işçi bekliyor, vatandaş bekliyor, malzeme tedarikçisi bekliyor, finansman maliyeti devam ediyor. Bu nedenle özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma döneminde kurumlar arasında koordinasyonun ve tek noktadan takip edilebilen dijital süreçlerin daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Amacımız kurumu eleştirmek değil; sistemi daha hızlı ve verimli hale getirmektir.


Tanhaber: ASRİAD yönetimine yeni girdiniz. Sahadan derneğe taşınması gerektiğini düşündüğünüz öncelikli konular neler ve bunları önümüzdeki günlerde nasıl gündeme getirmeyi düşünüyorsunuz?

Fatih Şahin: İş dünyası kuruluşlarının en önemli görevinin, sahadaki gerçek sorunları karar vericilere doğru şekilde aktarmak olduğunu düşünüyorum. ASRİAD içerisinde de özellikle Malatya'nın yeniden yapılanması, finansmana erişim, üretim, istihdam, nitelikli iş gücü ve iş dünyasının önündeki bürokratik engeller gibi konuların daha güçlü şekilde gündeme taşınmasını önemsiyorum. Benim anlayışımda dernekler yalnızca toplantı yapan yapılar olmamalı. Sahadan bilgi almalı, çözüm üretmeli ve o çözümün takipçisi olmalı. Malatya'nın yeniden ayağa kalkması için kamu, özel sektör ve sivil toplumun aynı masada daha fazla buluşması gerekiyor.


Tanhaber: Bugün size Malatya'nın yeniden yapılanmasıyla ilgili tek bir şeyi değiştirme yetkisi verilse, neyi değiştirirdiniz, neden?

Fatih Şahin: Ben öncelikle planlama ve koordinasyonu güçlendirirdim. Çünkü Malatya'nın yeniden inşası sadece yıkılan binaların yerine yenilerini yapmak değildir. Yeni yollar, ulaşım, otopark, sosyal alanlar, ticaret alanları, yeşil alanlar, altyapı ve yaşam kalitesi birlikte düşünülmeli. Biz bugün sadece binalar yapmıyoruz; aslında Malatya'nın önümüzdeki 50 yılını şekillendiriyoruz. Bu nedenle günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir şehircilik anlayışına ihtiyacımız var.

Tanhaber: Hem mühendis hem müteahhit olarak bu sürecin tam ortasındasınız. Beş yıl sonra dönüp baktığınızda "iyi ki böyle yapmışız" ya da "keşke böyle yapmasaydık" diyeceğiniz kararlar hangileri olabilir? Bugün doğru yapmamız gereken nedir?

Fatih Şahin: Ben Malatya'ya baktığımda yalnızca yıkılmış binaları görmüyorum; büyük bir yeniden doğuş fırsatı da görüyorum. 6 Şubat depremleri hepimize çok ağır bir bedel ödetti. Ama bugün önümüzde tarihi bir fırsat var. Malatya'yı eskisinden daha güvenli, daha modern, daha planlı ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirebiliriz.

"İyi ki" diyeceğimiz şey, depremden sonra daha güvenli ve daha planlı bir Malatya ortaya çıkarabilmiş olmak olur. "Keşke" dememek için de bugün aldığımız kararları sadece bugünün ihtiyaçlarıyla sınırlamamalıyız. Örneğin bugün bir otopark alanından tasarruf edersek, belki bugün sorun yaşamayız. Ama beş yıl sonra o kararın bedelini trafik ve yaşam kalitesi olarak ödeyeceğiz. Bugün biraz daha fazla düşünmek, yarın çok daha büyük sorunları önleyebilir.

Bunun için bugün üç şeyi doğru yapmamız gerekiyor: Birincisi güvenlik, ikincisi planlama, üçüncüsü liyakat ve denetim. Bina yapacağız ama sadece bina yapmayacağız; insanların içinde huzurla yaşayabileceği bir şehir inşa edeceğiz.

Bizim kuşağımızın Malatya'ya karşı en büyük sorumluluğu, gelecek nesillere daha güvenli, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir şehir bırakmaktır. Bizden sonraki nesillerin dönüp baktığında, "Evet, o zor dönemde doğru kararlar aldılar ve Malatya'yı yeniden ayağa kaldırdılar" diyebilmesini istiyorum.

Bizim için asıl başarı, bugün kaç bina yaptığımız değil; yarın nasıl bir Malatya bıraktığımızdır. Çünkü biz bugün yalnızca binalar değil, gelecek nesillerin yaşayacağı şehri inşa ediyoruz.”

Foto Galeri

Fatih şahin bina 1

Bu haber hakkında ne düşünüyorsun?

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.

Yorumlar anında yayınlanır. Hakaret ve spam içerikler otomatik olarak incelemeye alınır.