İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü savaş artık bölge sınırlarını çoktan aşmış durumda. Lübnan'dan Suriye'ye, İran'dan Yemen'e kadar Ortadoğu'nun farklı cephelerinde yaşanan çatışmalar bölgeyi bir ateş çemberine çeviriyor. Milyonlarca insan bu savaşın ağır sonuçlarını yaşarken, İsrail'in askeri politikalarının daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşebileceği endişesi uluslararası kamuoyunda uzun süredir tartışılıyor.
Tam da böyle bir dönemde, Türkiye'deki boykot hareketine bakıldığında ilginç bir tablo ortaya çıkıyor: İsrail sermayesiyle doğrudan bağlantılı olan Türk Nippon Sigorta, esasen boykot veritabanlarında yer alıyor — ama kamuoyundaki boykot tartışmalarında, market raflarındaki gıda ve kozmetik markaları kadar gündeme gelmiyor.
Harel bağlantısı ne diyor?
Bu bağlantıyı ortaya koymak için sosyal medya paylaşımlarına ya da doğrulanmamış iddialara ihtiyaç yok. Türk Nippon Sigorta'nın kendi kurumsal sayfasında, 2008 yılında şirketin çoğunluk hisselerinin İsrail'in önemli sigorta gruplarından biri olan Harel Group'a devredildiği açıkça belirtiliyor. Şirket, o tarihten bu yana faaliyetlerini Harel Grubu'nun bir parçası olarak sürdürdüğünü kendi kurumsal tanıtımında da ifade ediyor. Harel'in kendi kurumsal raporlarında da Türk Nippon, grubun tamamen kontrol ettiği iştiraklerinden biri olarak yer alıyor — yani bu, dolaylı bir ortaklık değil, doğrudan sahiplik ve kontrol ilişkisi.
Yani burada söz konusu olan sıradan ya da dolaylı bir ticari ilişki değil; İsrail merkezli bir grubun doğrudan sahiplik ve kontrol ilişkisi. Mesele, Türk Nippon'un Türkiye'de faaliyet göstermesi değil — mesele, şirketin arkasındaki sermayenin ve kontrolün kimde olduğu.
Boykot listelerinde durum ne?
Yaptığımız kontrolde tabloyu netleştirmek gerekiyor: Türk Nippon, Türkiye'deki bazı boykot takip platformlarının (Boykot.co, BYKT.ORG, Boykot Dedektifi gibi) veritabanlarında zaten yer alıyor ve gerekçe olarak Harel bağlantısı gösteriliyor. Bu açıdan "listede yok" demek doğru bir tespit olmaz.
Asıl dikkat çekici olan başka bir şey: Bu bağlantı kamuya açık, belgeli ve on yılı aşkın süredir biliniyor olmasına rağmen, Türk Nippon'un ismi günlük boykot tartışmalarında — market raflarındaki ürünler, kahve zincirleri ya da hazır gıda markaları kadar — sık anılmıyor. Peki bunun nedeni yalnızca sigortanın günlük tüketim ürünleri kadar görünür olmaması mı? Yoksa boykot tartışmasının ağırlıklı olarak market raflarında görünen markalara odaklanmasının başka bir nedeni mi var?
Ölçüt neyse, tutarlı uygulanmalı
Türkiye'deki boykot tartışmalarında bazı Türk markaları, İsrail sermayesi olmasa bile dolaylı ticari ilişkiler ya da promosyonlar gerekçesiyle gündeme gelebiliyor. Bu durumda asıl soru şu olmalı: İsrail merkezli bir grubun tamamen kontrol ettiği bir şirket, neden aynı yoğunlukta kamuoyu tartışmasına konu olmuyor?
Bu, boykot platformlarının bir eksikliği değil — onlar bilgiyi zaten kayıt altına almış durumda. Asıl mesele, bu bilginin geniş kamuoyuna, medyaya ve tüketici gündemine yeterince taşınmamış olması.
Türk Nippon'un Harel bağlantısı gizli değil, tartışmalı da değil: şirketin kendi kurumsal kaynakları ve boykot takip platformları bu ilişkiyi net biçimde ortaya koyuyor. Sorulması gereken soru artık "neden listede yok" değil; "kamuya açık ve belgeli bu bağlantı, neden diğer markalar kadar görünür bir tartışma konusu olmuyor?"
Bu sorunun cevabını vermek, boykot bilincini yalnızca gıda ve kozmetik raflarıyla sınırlı tutmayıp, sigorta gibi görünürlüğü düşük ama etkisi büyük sektörlere de taşımaktan geçiyor.

