Yasal takvim, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanunu çerçevesinde oda seçimlerinin Ekim ayında başlayıp Kasım ayı içerisinde tamamlanmasını öngörüyor. Bununla birlikte, geçmiş yıllarda seçimlerin ertelenmiş olması nedeniyle kulislerde zaman zaman "Acaba bu seçim de ertelenir mi?" sorusu dile getiriliyor. Şu ana kadar bu yönde alınmış resmi bir karar bulunmuyor. Ancak seçim tarihine ilişkin belirsizlik kadar, meslek komitelerinin yeniden düzenlenebileceğine yönelik iddialar da iş dünyasının yakından takip ettiği başlıklardan biri hâline gelmiş durumda. Komite sayısının artırılabileceği yönündeki değerlendirmeler, özellikle seçim dengelerini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Ancak bütün bu tartışmaların ötesinde asıl konuşulan konu, MTSO'nun önümüzdeki yıllarda nasıl bir kurum olacağı.
Çünkü 6 Şubat depremleri yalnızca Malatya'nın fiziki yapısını değiştirmedi. Kentin üretim gücünü, ticaretini, sanayisini ve yatırım iklimini de derinden etkiledi. Binlerce işletme faaliyetlerini durdurdu, yüzlerce firma üretim kapasitesini kaybetti, nitelikli iş gücünün önemli bir bölümü şehir dışına yöneldi. Böyle bir tabloda ticaret ve sanayi odalarının rolü de doğal olarak yeniden tartışılmaya başlandı.
Bugün üyelerin önemli bir bölümü, odaların yalnızca resmi belgeleri düzenleyen meslek kuruluşları olmaktan çıkıp üyelerine rehberlik eden, yeni fırsatları takip eden, yatırım ortamını geliştiren ve kriz dönemlerinde çözüm üreten kurumlar hâline gelmesini bekliyor.
İşte bu beklentilerin tam merkezinde mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu bulunuyor.
Sadıkoğlu, 2018 yılında göreve geldi ve 2022 seçimlerini de kazanarak ikinci dönemine başladı. Görev süresinin büyük bölümü pandemi, ekonomik dalgalanmalar ve son olarak da Cumhuriyet tarihinin en büyük afetlerinden biri olarak kabul edilen 6 Şubat depremleriyle geçti.
Destekleyenlere göre böylesine olağanüstü bir dönemde en önemli ihtiyaç, Ankara ile güçlü iletişim kurabilecek deneyimli bir yönetimdi. Mücbir sebep uygulamaları, 6. Bölge teşviklerinin sürdürülmesi, finansmana erişim, vergi ve SGK düzenlemeleri gibi birçok konuda yapılan girişimler, mevcut yönetimin en önemli artıları arasında gösteriliyor. Ayrıca uzun yıllar içerisinde oluşturulan kurumsal ilişkiler ağı ve teşkilat tecrübesi de Sadıkoğlu'nun seçimdeki en önemli avantajlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Ancak her uzun yönetim döneminde olduğu gibi eleştiriler de bulunuyor.
İş dünyasında zaman zaman oda ile üyeler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor. Deprem sonrasında açıklanan hibe ve teşvik programlarının tüm işletmelere aynı ölçüde ulaştırılamadığı, bilgilendirme faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi gerektiği ve oda hizmetlerinin üyeler tarafından daha görünür hissedilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bazı işletmeler ise destek programlarından geç haberdar olduklarını ifade ediyor.
Bu değerlendirmeler kamuoyunda dile getirilen görüş ve iddialardan oluşuyor. Bunları doğrulayan ya da aksini ortaya koyan kapsamlı bağımsız bir performans raporu kamuoyuna açıklanmış değil. Ancak seçim dönemlerinde algının da en az yapılan çalışmalar kadar etkili olduğu bilinen bir gerçek.
Tam da bu noktada yarışın ikinci ismi olan Mahmut Boyraz devreye giriyor.
Boyraz'ın adaylığı, yalnızca yeni bir isim ortaya çıkarmaktan çok "değişim" söylemi üzerine kurulu bir yaklaşımı temsil ediyor. Yaklaşık yarım asırlık ticaret geleneğine sahip bir aileden gelen Boyraz, sanayici kimliğiyle tanınıyor ve seçim kampanyasında ortak akıl, katılımcı yönetim, dijitalleşme, genç girişimciler, kadın girişimciler ve üyelerle daha güçlü iletişim gibi başlıkları ön plana çıkarıyor.
Boyraz'ı destekleyen çevreler, MTSO'nun artık daha fazla sahada olması gerektiğini savunuyor. Onlara göre oda, yalnızca temsil eden değil; üyelerine proje üreten, destekleri takip eden, yatırımcı ile girişimciyi buluşturan ve işletmelerin rekabet gücünü artıran aktif bir çözüm merkezi hâline gelmeli.
Ancak değişim söylemi kadar değişimin nasıl gerçekleştirileceği de üyelerin cevap aradığı önemli sorular arasında yer alıyor.
Yeni projeler hangi kaynaklarla finanse edilecek?
Kamu kurumlarıyla mevcut ilişkiler aynı etkinlikle sürdürülebilecek mi?
Ankara nezdindeki temsil gücü korunabilecek mi?
Yaklaşık on iki bin üyeye sahip büyük bir kurumsal yapının yönetimi için nasıl bir organizasyon modeli uygulanacak?
Bu soruların cevapları, seçim kampanyasının en belirleyici başlıklarından biri olacak.
Aslında bütün bu tartışmaların ortak noktası tek bir soruda birleşiyor:
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası önümüzdeki dönemde nasıl bir kurum olacak?
Üyeler yalnızca aidat ödedikleri, resmi belgelerini aldıkları klasik bir meslek kuruluşu mu istiyor?
Yoksa destekleri takip eden, üyelerini zamanında bilgilendiren, ihracat danışmanlığı yapan, dijital dönüşüme öncülük eden, genç girişimcilere rehberlik eden ve üyeleriyle sürekli iletişim içinde bulunan modern bir iş dünyası merkezi mi?
Belki de bu seçimin en önemli tarafı tam da burada yatıyor.
Çünkü sandıkta yalnızca bir başkan belirlenmeyecek.
Malatya iş dünyasının önümüzdeki yıllarda hangi vizyonla yönetileceğine de karar verilecek.
Deneyim mi?
Yoksa değişim mi?
Bu sorunun cevabını ise seçim meydanları değil, MTSO üyeleri verecek.

